Besinlerin Gizli Tadı: Tuz
10.08.2023
Dünyada yüzlerce çeşidi olan tuzun hikayesini ve tuzla ilgili merak ettiklerinizi yazdık.
Tuzsuz yemekler ne kadar yavan ve lezzetsiz geliyor değil mi? Bu durumun nedeni, dil üzerindeki tat tomurcukları tuzlu tadı diğer tatlardan daha fazla algılıyor, tuz beğenmediğimiz tatları maskelerken, şekerli yiyeceklerin tadını daha da tatlı kılıyor. Annelerimiz kek yaparken içine ufak miktarda da tuz eklerdi, hatırlar mısınız?
Lezzet vermenin yanı sıra tuz, vücut sıvılarında olması gereken sodyumun da en önemli kaynağıdır. Sodyumun vücudumuzda birçok işlevi bulunmakta. Bunlardan bazıları; kan basıncının düzenlenmesi, sinirlerin uyarılması ve sıvı-elektrolit dengesinin sağlanmasıdır.
Günümüzde piyasada çok çeşitli tuzlar satılmakta. Deniz tuzu, sofra tuzu, kaya tuzu, himalaya tuzu gibi kristal tuz çeşitleri mevcut. Tabi çeşit arttıkça tercih konusunda da soru işaretlerimiz artıyor…
HANGİ TUZU TÜKETELİM?
- Deniz Tuzu; deniz suyunun derin olmayan kaplarda güneş ve rüzgarın etkisiyle kurutularak kristalleşmesi ile oluşan bir tuzdur. Genellikle üretimi elde yapılmaktadır. Deniz tuzu kurutulurken çevresinde bulunan bileşikler de tuz kristallerin içerisinde kaldığı için çevre kirliliğinden de oldukça etkilenmektedir. Yapılan incelemeler sonucunda, deniz tuzundaki mikroplastik konsantrasyonunun, göl tuzundakinden üç kat, kaya tuzundakinden de yedi kat daha fazla olduğu görülmüştür.
- Pembe Himalaya Tuzu; sofra tuzu gibi çoğunlukla sodyum klorürden oluşur. Bununla birlikte, doğal hasat süreci, pembe Himalaya tuzunun normal sofra tuzunda bulunmayan diğer birçok minerale ve eser elemente sahip olmasını sağlar. Bazı araştırmacılar, 84 çeşit mineral içerebileceğini tahmin ediyor. Karakteristik pembe rengini veren tam da bu mineraller, özellikle de demir! Pembe Himalaya tuzunun birçok özel sağlık yararı ile en sağlıklı tuz olarak lanse edilmesine rağmen, araştırmalar bu tuzun herhangi bir benzersiz sağlık yararı bulmamıştır. Bu, pembe Himalaya tuzunun sağlıksız olduğu anlamına gelmez, ancak daha sağlıklı bir tuz yediğinize inanmak da muhtemelen bir zorlamadır.
- Kara Hawai Tuzu; deniz suyunun, sertleşmiş Hawai lav akıntılarında oluşan havuzlarda buharlaştırılmasıyla yapılır. Aktif hindistan cevizi kömürü ilavesinden dolayı güçlü bir tada, siyah renge ve hafif kükürt kokusuna sahiptir. Potasyum ve kalsiyum gibi iz mineraller içerir ve genellikle yemeklerde sunum için son aşamada kullanılır.
- Füme Tuz; birkaç hafta boyunca farklı ağaç türlerinde tütsülenerek dumanlı bir tatla aşılanmış tuzdur. Sodyum içeriği normal sofra tuzu ile aynıdır, ancak tadı daha dumanlıdır.
- Terbiyeli Tuz; Çeşitli baharatların eklenmesiyle oluşan karışım tuzdur. Sarımsak, soğan ve kereviz gibi sebzelerle; biberiye, karabiber, kişniş, kimyon, kekik gibi baharatlarla lezzetlendirilmiş tuzlardır. Eğer sodyum alımınızı azaltmaya çalışıyorsanız, terbiyeli tuz kullanarak, aynı miktarda kullanacağınız sofra tuzuna göre daha az sodyum almış olursunuz...
- Kaya Tuzu; dünyanın çeşitli bölgelerinden çıkarılan ve son yıllarda doğal-organik beslenmeye olan ilginin artması, içerdiği elementler sebebiyle dikkatleri üzerine topladı. Farklı bölgelerden çıkarılan kaya tuzlarının doğal olarak birbirinden farklı içeriklere sahip olması ve homojen olmayan yapısı soru işareti yaratabiliyor. Avusturya’da yapılan bir çalışmadaysa, dünyanın birçok yerinden toplanan kaya tuzları incelendi ve SADECE sodyum ve klorürün biyoyararlılığının yeterli düzeyde olduğu, demirin ‘demir oksit’, kalsiyumun ‘kireç taşı’ formunda bulunduğu için vücutta kullanımlarının düşük olduğu gösterilmiş.
SOFRADA ÖĞÜTÜLMÜŞ TUZ TÜKETİMİ
Sofrada ince tuz kullanıyoruz ama bu tuzlar istismara oldukça açıktır. Tozlaştırılmış tuzlara göl tuzu ve deniz tuzu gibi tuzlar karıştırabileceği gibi rafine edilmiş halde bulunan diğer tuzlar da karıştırılabilir. Ancak granül halde bulunan sofrada öğüttüğünüz tuz böyle bir istismara kapalıdır. Diğer tuzlar çok belirgin şekilde kendisini gösterir.
- Rafine Tuz; soframızda en çok yer edinen tuzdur. İyot eklenmesi sonucu ise iyotlu tuz adını alır. İyot, vücudumuz tarafından sentezlenemediği için düzenli olarak yiyeceklerle alınması gereken, tiroid hormonlarının sentezi için gerekli eser bir elementtir. Dünya Sağlık Örgütü, dünya nüfusunun yaklaşık %13'ünün iyot eksikliğinin neden olduğu hastalıklardan etkilendiğini tahmin ederek, iyot eksikliğini dünya çapında zihinsel ve gelişimsel hastalıkların başlıca nedeni olarak görmektedir. Ülkemizde iyot eksikliği ciddi bir halk sağlığı problemi olup 1998-2000 yıllarında başlayan sofra tuzlarının zorunlu iyotlanması ve iyotlu tuz tüketimi teşvik edilmiştir. Ancak son dönemlerde doktor tavsiyesi olmaksızın halk arasında iyotsuz tuz kullanma sıklığının arttığını da gözlemlemekteyiz.
Tuzu, yemek piştikten sonra eklemek önemlidir. Pişirme sırasında buharlaşmayla iyot kaybı olmasın!
Tuzun fazlası da zararlı!
Dünya Sağlık Örgütü hipertansiyon, böbrek hastalıkları, osteoporoz başta olmak üzere fazla tuz tüketiminin sağlığa olumsuz etkilerinden korunmak için günlük tüketilmesi gereken miktarı 5 gramdan az olarak öneriyor. Fakat ülkemizdeki tüketim ne yazık ki önerilenin 3 katı kadar…Tam olarak 18 gram!
Fazla tuz kullanmak ödem, selülit, iştahta artışa sebep olduğu gibi kalsiyum kaybı ile kemiklerin kırılma riskini de arttırıyor.
FAZLA TUZ ALIMININ SEBEBİ SADECE SOFRADA EKLEDİĞİMİZ TUZ DEĞİL!
GİZLİ TUZ KAYNAKLARI
Tüketilen sodyumun büyük bir kısmı mutfak masasında yemeklere eklenen tuzdan değil, işlem görmüş besinlerden geliyor.
- Kabartma tozu,
- Yemek sodası,
- Mineralli su
- Diet cola, zero cola,
- Bulyon tabletler
- Soslar
- Şarküteri (salam, sosis, sucuk vb.)
- Zeytin, turşu, peynir gibi salamura besinler
- Fast food, cips, kraker
- Kök sebzeler (yer elması, turp, pancar vb.)
DAHA AZ TUZ TÜKETMEK İÇİN...
1)Taze ve tuz eklenmemiş besinleri tercih edin!
2) Paketli ürünlerde “Tuzsuz” ya da “tuzu azaltılmış” besinleri tercih edin! Porsiyon başına 5 mg’dan daha az sodyum içeren ürünler tuzsuzdur.
3) Sofradan tuzluğu kaldırın ve tuz alımınızı %15 azaltın.
4) Yemeklerin tadına bakmadan tuz eklemeyin!
5)Tuz yerine; maydanoz, dereotu gibi yeşillikleri; nane, kekik, rezene, fesleğen gibi baharatları kullanarak yemeğinizi aromalandırabilirsiniz.