YAŞAM TARZI

O Ne Yedi? Bu Ne Yedi?

22.08.2023
O Ne Yedi? Bu Ne Yedi?
O Ne Yedi? Bu Ne Yedi?

Lise döneminin en havalı ekibi iş başında aylık buluşma ritüeline hoş geldiniz! Bugün birlikte ‘o ne yedi, bu ne dedi’yi konuşuyor olacağız.

Eski okul arkadaşlarımla bir araya geldiğimde geçen anıları yad etmek, askerlik anısıymışçasına eski anıları tekrarlamak ve yine bolca kahkaha atmak muhteşem! Eminim hepimizin bıkmadan, usanmadan eskiyi konuştuğu dostlukları vardır, iyi ki de varlar! Ama bugünün havalı konusuna ithafen bu işi biraz abartmayı seçiyorum.

Ayşe ve lise takımı akşam yemeğinde buluşur… Oldukça hoş sohbetli ve keyifli bir buluşma da olsa söylenen sözlerden çok daha fazlası ve farklısı zihinlerinde dolaşıyordur. Ayşe’nin gözü çaktırmadan Simay’ın tabağına doğru kayar.

Sesli konuşulanları bir tuşla kapatıp iç sesi sonuna kadar açsaydık neler duyardık acaba?

Ayşe: Sorun bende galiba, Simay’ a bak sadece bir salata almış. Nerede bende o irade! Yine elime yüzüme bulaştırdım. Gerçi zaten salatayla da doymazdım ki! Neyse ben pizzamın tadını çıkarayım bari. Her gün de buluşmuyoruz ya!

Simay: Tatilde abartınca salata yemek tek çare! E telafi edeyim biraz da. Yok öyle pizzalar tiramisular falan. Hemen de şişti zaten elim ayağım. Saatimin bile izi çıktı bileğimde, bunlar hep ödem! Bugünü hafif kapatmalıyım.

Ayşe: Göksu’ya bak bol kremalı makarna almış, hem de tepeleme. Yiyor yiyor kilo almıyor. Bu nasıl bir metabolizmadır ne zaman görsem hep aynı kiloda. Genetik işte, herkes bu kadar şanslı değil!

Göksu: Haftada bir gün ödül günüdür. İşte o da bugündür! Madem kaçamak yapacağım hakkını vereyim bari. Hepsini yiyip bitireyim yarına yine kabak detoksu devam zaten.

Merve: Ayşe’de çok komik cidden kocaman bir pizza almış, üstelik bir de kalın hamurlu yanında zero kola içiyor. Sanki zero kola pizzanın bütün kalorisini sıfırladı şimdi.

Bilim insanları oturup itinayla hesaplamış. Bir insan gün içinde aklından 6000’den fazla düşünce geçiriyormuş. Tek kişilik dev kadro gibiyiz, beyin fırtınasında uçuyoruz. Ufku genişletmek güzel tabi de bu düşüncelerin hepsinin yemekle, diyetle, başkalarının tabaklarıyla ya da onların bizim yediklerimiz hakkında düşündükleri ile geçtiğinde hayat ne kadar da sığ, yaşamın neşesi ne kadar da uzaklarda bizse belli bir noktada takılı kalmışız. Gerçekten yediğimizin tadını çıkarabilseydik ve üstüne gereğinden fazla düşmeseydik, yani yeme içme işini bu kadar abartmasaydık. Bunun yerine masadaki sohbete içtenlikle katılabilseydik, iç sesimizin gürültüsünden sıyrılabilseydik güzel olmaz mıydı? Böylece düşünsel ferahlığa ulaşabilirdik.

Başkalarının ne yapıp yapmadığına da bir o kadar dikkat ediyoruz ki, hayatın tadını sizce de kaçırmıyor muyuz?

O ne yedi bu ne dedi diye kendimizi yormayı, kendimize yüklenmeyi öğrenmişiz. Olayın absürtlüğünü fark edemeyecek kadar çok tekrarlamışız ki, artık bunları düşünmek normalmiş gibi geliyor.

Sizlere onu yapmalıydık bunu böyle demeliydik ya da şöyle düşünmeliydik gibi örnekler sıralayabilirdim. Ama yapmadım. Biraz da dağınık kalsın, kapatıp geçmek yerine düşündürsün. Belki de benim senaryomda kendinizi bulmuşsunuzdur. Ve daha önce hiç fark etmediğiniz bir şeyi görmüşsünüzdür. 

Çok sevdiğim bir söz var William Feather’a ait.

‘Pek çok insan mutluluk paylarını kaçırırlar; onu asla bulamamış oldukları için değil, sadece ondan zevk almak için durmadıklarından.’

PAYLAŞ